| Varşova |
![]() bilirler. Eğer film süresince ağlayıp zırlayanlardan değil iseniz ya da arada nefes alma molası vermişseniz hatırlarsınız: Filmin geçtiği yer Polonya’ydı. Varşova ise ülkenin başkenti ve en gezilesi görülesi kentlerinin başında geliyor. Chopin’in yaşadığı şehir olan Varşova’da -haliyle- çeşitli ebatlarda, boy boy Chopin heykelleriyle karşılaşacaksınız. Şehrin ortasından Alie Jerusalemski Caddesi geçmektedir ki bu cadde Berlin ve Moskova’yı birbirine bağlamaktadır. Varşova’nın bu iki büyük şehir arasında duruyor olması sizlere elbette İkinci Dünya Savaşı’nı hatırlattı değil mi? Savaşta tamamen yerle bir olan şehri, Polonya vatandaşları tam manasıyla dişlerinden, tırnaklarından arttırdıklarıyla yeniden inşa etmişler. Yani şehrin içinde -ve az sonra metnin devamında- göreceğiniz tarihi ve büyüleyici binalar, önceden çekilmiş fotoğraflara bakılarak savaş sonrasında tekrar inşa edildiler. Şehrin en göz okşayan yerlerinden biri Old Town. 13. yüzyıl başlarında ‘dama tahtası’ modeli örnek alınarak inşa edilen kompleks, İkinci Dünya Savaşı’nda yerle yeksan olmuş. Ama çalışkan Polonyalılar yememişler, içmemişler ve Old Town’u yeniden kazanmışlar. Gün ışığında güzelliğine söz söylenmeyecek olan Old Town’un gece manzarası da aynı çarpıcı etkiye sahip! Diğer ziyaret edilesi mekanlar arasında şatolar bulunuyor. ‘Kraliyet şatosu’ olarak çevirebileceğimiz Royal Castle mimarisiyle akciğerlerimizden kopup gelen uzun bir “Vaaay be!” ünlemini fazlasıyla hak ediyor. Aynı reaksiyonu King’s Castle’dan esirgeyeceğinizi pek sanmıyoruz. Bir diğer güzel mekan ise Water Palace… Sarayın suya vuran yansımasını görüp de büyülenmeyenine pek rastlanılmadı. ![]() Varşova’ya kadar uzanmışken güzel Leh kızlarından ve Chopin marka votkadan bahsetmemek olmaz. Biz bahsettik, sıramızı savdık. Sıra gezip görmeye meraklı seyahatseverlerde. Kalbinden Vistula Nehri akan bu doğu Avrupa kenti, soğuk iklimine rağmen tüm ‘iç güzelliğiyle’ sizleri bekliyor. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

















